gototop

Camii

PDFYazdıre-Posta

Tarihçe:

Selimiye Camii ve Külliyesi’ni 16. yüzyılda Kanuni sultan Süleyman’ın oğlu, Sultan II. Selim yaptırmıştır. Selimiye Camii dış avlusunun kuzeybatı yönündeki merasim kapısının üzerinde sekiz satırdan oluşan sülus karakterli, yapının 970 H /1569 M yapılış ve 982 H. / 1575 M. bitiş tarihlerini veren[1] Edirneli şair Sofizade Dai’ye ait kitabe yer almaktadır.[2] Caminin yapımına 1567 yılında başlandığı, padişahın Mimar Sinan’a 1567 yılında gönderdiği buyrukta yer almakla birlikte, Sofizade Dai Efendi, inşa tarihi olarak yapının temel üstü seviyesine çıktığı dönemi belirtmiştir.[3] Kitabede:

‘’Kad bana hazel-makam el mücteba/ El-emirü’l-cud sulanü’l-enam/ A’ni sultanu’s-selâtin Şeh Selim/ misluhu yubna lehu darü’s-Selam/ Barek-Allahu te’ala hayrihi/ Defa’allahu ecr-i yevm’il kıyam/ Sare fadlu’llahi tarihü’l-esas (Hicri 974 / Miladi 1569)/ Fadlu Yezdan kane tarihu’t tamam (Hicri 982 / Miladi 1575)’’[4]

Kitabede, ‘’ebced’’[5] usulüyle tarih düşürülmüştür.

Dünya Mirası aday varlığı Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, Yıldırım Bayezıd’ın sarayını yaptırdığı Sarıbayır ya da Kavak Meydanı olarak adlandırılan, Osmanlı İmparatorluğu’nun Edirne’deki ilk saray alanı olarak kullanılan yere[6] Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir  Selimiye Camii inşası başladığı yıllarda, Edirne artık Osmanlı’nın başkenti değildi. Bu nedenle eski sarayın bulunduğu bu meydan yönetim ve saray İstanbul’a taşındığı için askeri karargâh olarak kullanılmakta idi. Selimiye Camii inşasında Bina Emini, Müeyyed Paşa olmuştur.[7]

Mimar Sinan’ın hayatı, yapıtları ve kişiliği hakkında en büyük bilgiyi veren kaynaklar, Mimar Sinan’ın yakın dostu Sai Çelebi tarafından Mimar Sinan’ı ağzından yazılan Tezkiret ül-Bünyan, Tezkiret ül-Ebniye, Tuhfet ül- Mimarin’in üçünde de Edirne Selimiye Camii’nin adı zikredilmiştir.[8]

Selimiye Camii’nin yapımı için Mimar Sinan’ın kendi ağzından Tezkiret ül-Ebiye’de şöyle demiştir: “Yeri cennet olan, Sultan II. Selim Hazretleri, Edirne’yi çok sevdiklerinden, buraya bir cami yaptırmayı emretti ki, dünyada eşi bulunmaya. Bu hakir, büyük bir plan yaptım ki, Edirne içinde herkes görebilsin. Dört minaresi, kubbenin yanına konmuştur. Daha önce yapılmış olan Üç Şerefeli minare bir kule gibidir. Gayet kalındır. Ama bunun minareleri hem nazik, hem üçer yollu olmasının çok zor olduğu aklı erenlerce bilinir. Ayasofya kubbesi gibi bir kubbe İslam ülkelerinde yapılmamıştır diye hristiyanların kendini mimar sayanları, Müslümanlara üstünlüğümüz vardır derler imiş; o kadar kubbe durdurmak çok zordur dedikleri bu hakirin kalbinde büyük bir düğüm olarak kalmış idi. Adı geçen cami yapısında, Tanrının yardımı ile çalışıp Sultan Selim Han’ın gücü sayesinde kubbeyi Ayasofya kubbesinden altı zira boyunu ve dört zira da derinliğini ziyade eyledim.”[9]

Nev-i zade Atai’nin Hadayik-ul Hakayik Fi tekmilet-ül Şekayik adlı eserinde de Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi hakkında bilgi yer almaktadır. Bu eserdeki bilgide yapının külliye şeklinde yapılması oldukça güzel bir benzetmeyle verilmiştir: “Vakıf için cami etrafında yaptırılmış olan gönül açıcı dükkanlar ile yerleşim birimleri başlı başına bir Şehir gibidir.”[10]

II. Selim’in Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan vakfiyesinde (defter no 2113/118. sayfa, 27. sıra) Selimiye camiinden şöyle bahsedilmiştir:

Edirnede yüce ve şerefli bir mevzide latif ve yüksek bir mevkide bu gök kubbe altına emsali az bulunan hali bir arsa üzerine bir mamure menzumesi kurmuştur ki onun enva’ı evsafı ibarelere sığmaz en vazih ifadeler bile ancak onun onda birinin bir cüz’ine işaret edbilir bu mamure menzumesi bir cami-i şerifi ihtiva eder ki onda bütün güzellikler toplanmıştır onun hiç bir nazırı yoktur kimse ne onun gibisini görmüş nede onun mislini işitmiştir onun kubbesi yuvarlaklığı ve parlaklığı ile adeta feleki atlası andırmaktadır. Onun kurşunlarının sağlamlığı ile adeta feleki atlası andırmaktadır onun kurşunlarının sağlamlığı ve parlaklığı ile daha cilalıdır geceleri bu kubbenin altında yanan kandiller süslü avizelerin şuaları gök yüzündeki yıldızlardan nişan verir gündüzleri ise üzerinde çiçek renkleri parlayan nurlar ışıldayan bir büyük ağacı andırır ki hiç bir ülkede onun misli halk olunmamıştır onun ğufeleri öyle döşenmiştir ki mermerleri sırça köşk gibi parlar onun içi öyle aydındır ki sanki sarapa nurla dolmuştur belki beyti mamur gibi nurdur onun mihrabının nuru bol bol ışık saçmakta minberinin nuru ise etrafa taşmaktadır mahfelinin aydınlığı sayısız ışıklar halinde etrafa yayılmaktadır onun minaresi sıdre-i münteha gibi nur üzerine nurdur onun arkasında bir havzı vardır ki ondan içen eğer hastalıklı ise Allahın izni ile şifa bulur sanki o mizacı zencebil olan bir kadeh içmiş gibi olur.

işbu zikr olunan mekânlardaki binalar Allahın inayeti ile tamam olunca onların mesalihi için vakıflar yapmıştır. Evvela zikri geçen cami-i şerifi mümin ve müminlerin namaz kılmaları için vakf ederek onu mülkünden ihraç ile cemaatla veya fert halinde namaz kılmağa izin vermiştir. Halk orada ezan ve ikametle namaz kılmıştır imamet ve hitabet vazifeleri ifa edilmiştir.”

Selimiye Camii’nin inşaat aşamalarıyla ilgili belgelere göre: “Osmanlı Divan-ı Hümayun’unda yazılmış 37 adet buyruk vardır; bu buyruklardan 11 tanesi Selimiye Camii ve Külliyesi’nin mimarı Mimar Sinan’a direkt olarak yazılmıştır. [11] Buyruklar dönemin inşaat organizasyonunu ve işleyişini gün ışığına çıkarmaktadır.

Bu buyruklardan 1567 tarihli olanında, Acemioğlanlar Ocağından 100 adet neferin halen yapılmakta olan camiye, caminin yapımı için gönderilmesi yazmaktadır. Buradan anlaşıldığı kadarı ile Caminin yapımına 1567 yılında başlanmıştır.

  • 1568 yılındaki buyrukta, Edirne kadısından camii inşaatı için fiyatları yükselten kereste esnafının fiyatlarını kontrol etmesi buyurulmaktadır. Caminin inşaatı için gerekli olan inşa malzemeleri, Edirne ve çevre piyasadan sağlanmıştır. Divan’dan ilgili kadılıklara, İnez’deki bazı direklerin, Fere’deki renkli taş ocağından taş sağlanması için emirler gönderilmiştir. Osmanlı’nın çeşitli yerlerinden, Marmara Adası’ndan, Kavala’dan mermer ocaklarından mermer getirilmiştir ve bunlarla ilgili yazışma 1572’lere kadar sürmüştür Marmara’dan mermer taşınmasında donanma esirleri kullanılmıştır. Caminin çoğunluğunun Marmara mermeri olan malzemeleri döşemelerde, sütun ve başlıklarda, sövelerde, mihrap ve minberde, şebekelerde, korkuluklarda ve çörtenlerde kullanılmış, inşaat 1572’de kubbe kasnağına kadar yükselmiştir. Bu tarihte caminin sekiz taşıyıcı ayağı bağlayan kemerlerin inşası bitmiştir.
  • Mimar Sinan caminin hatlarının yazılması ve çiniler için Karahisari Molla Hasan’ı istemiştir. Aynı zamanda 1572 tarihinde Kayalar Köyü’nden Selimiye Camii’nin şadırvanı ve içerde yer alan müezzin mahfili altında yer alan şadırvan için, camiye su getirilmesi istenmektedir.
  • Yapının çinilerinin 1572 yılında İznik’e sipariş ettirildiği de fermanlar yoluyla anlaşılmaktadır.[12] İznik, dönemin en önemli ve en kaliteli çinilerinin üretildiği önemli bir merkezdir. Hünkâr mahfilinin çini düzeni Mimar Sinan’a bırakılmış, mihrap bölgesi duvarlarının pencerelere kadar çini kaplı olması ve pencere üstlerinde de fatiha suresinin çiniyle yazılması ve düzenin Sinan’ın uygun gördüğü üzere olması Sultan II. Selim tarafından istenmiştir. Mimar Sinan’a gönderilen bu mektupta, Mimar Sinan’ın önceki mektubunda padişaha, ana kemerlerden dördünün kilitlendiği, dördünün kilitlenmek üzere olduğunu bildirdiği de anlaşılmaktadır.
  • 1573 yılı bahar ayında cami, kubbeye kadar yükselmiş, Mimar Sinan İstanbul’a padişaha yazdığı mektupta avluyla ilgili olarak şadırvan ve etrafının, kapı eşiklerinin mermer, revakların altındaki sofaların ise küfeki taşından olmasını düşündüğünü yazmıştır. Ayrıca caminin çevresinin donatılması için, yakınında boş olan arazide yepyeni bir meyve kapanı yapılmasını bu işten anlayan kimselerin uygun gördüklerini ve Eski Saray yanında bulunup boyu yüz altmış arşın eni otuz arşın olan boş arazide on ev yapılmasının uygun olacağı Sinan tarafından arz edilmiştir. Padişah bunların hepsinin uygun olduğunu ve işi tamamlamasını ve meyve kapanı işi için alınması gerekli evleri, bedelleriyle miriden alıp uygun şekilde yaptırmasını buyurmuştur.
  • 25 Ağustos 1573 tarihlerinde caminin kurşun ve çini kaplamaları yapılmaktaydı.
  • 1574 tarihli fermanda Sultan II. Selim, Edirne kadısına ferman göndererek camide namaz kılınmasını buyurmuş ve cami görevlilerinin maaşlarının ödenmesini belirtmiştir. Sultan II. Selim’e Selimiye Camii’nde namaz kılmak kısmet olmamış, sultan İstanbul’dan Edirne’ye camiyi görmek için gelirken yolda vefat etmiştir.
  • Caminin harem kapısı üzerinde yer alan kitabeye göre cami, 1574 yılı sonu, 1575 yılı başlarında bitmiştir.
  • Sultan Selim II ‘nin vefat etmesi üzerine tahta geçen Sultan Murat III’ün 1584 yılında Mimar Sinan’a gönderdiği fermanda, caminin bazı yerlerine yıldırım düşmesi sonucu harap olması üzerine, camiyi ivedilikle görmesi ve onarılması için ne kadar akçe gerektiğinin kendisine bildirilmesi yazılmıştır.
  • 1584 yılında padişahın gönderdiği bir diğer fermanda da yıldırım düşmesi sonucu bazı yerleri harap olan caminin tamiratı için Vize Yörükleri ile Canbazlar subaşısı ile Çingene ve Vize müsellimleri zabiti Hüseyi’ne verilen hükümde, asla gecikip beklenilmeden, subaşılığına bağlı olan Yörükler, canbazlar ve müsellimleri çeribaşlarıyla ve altı aylık yiyecek ve içecekleriyle, kanun ve gelenek uyarınca derlenerek, caminin tamiratı için gönderilmesi yazmaktadır.[13]

Cami ve medrese birimleri, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 14.05.1978 tarih, 10370 sayılı kararıyla tescil edilmiştir; tescilin devamı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 03.10.1985 tarih, 1447 sayılı kararla onaylanmıştır. 04.01.1983 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek kurulu tarafından cami ve medrese birimleri yeniden tescillenmiştir. Kanunlarda yapılan değişiklikler neticesinde de sürekli olarak koruma kurulunun adı değiştirilmiştir. Külliye’nin sit sınırı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 04.07.2003 tarih ve 7697 sayılı kararına göre yeniden tescil fişi hazırlanarak tescilinin devamına karar verilmiştir. 03.10.1985 tarihli kararda ve 22.03.1983 tarihinde külliye biriminden ayrı olarak tescillenen Arasta çarşısı ancak 04.07.2003 tarih 7697 sayılı kararla külliyeye dahil edilmiştir.



[1] Arif Dağdeviren, Edirne’de Sinan ve Selimiye’si, Özdemir Basımevi, 1968, s. 8, s. 12.

[2] Neslihan Sönmez-Zeki Sönmez, “Tarihi Belgeler Işığında Edirne Selimiye Camisi”, Uluslararası Mimar Sinan Sempozyumu Bildirileri, (Ankara, 24-27 Ekim 1988), Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Ankara, 1996, s. 73.

[3] Zeki Sönmez, Mimar Sinan İle İlgili Tarihi Yazmalar-Belgeler, Mimar Sinan Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1988, s.126.

[4] Aynı yer..

[5] Genellikle çeşme, cami, medrese, han, hamam, kale, mezar vb kitabelerinde kullanılmıştır. Alfabenin her harfinin bir rakam değeri vardır. Bir kelimeyi teşkil eden harflerin toplam rakam değeri, anlatılmak istenen bir hadisenin tarihine denk düşmektedir. “ebced” hesabıyla belirli bir tarihi anlatan kelimelere veya satırlara baktığımızda karşımızda herhangi bir rakam göremeyiz; rakamsal değeri bulmak için o kelime veya satırın her harfinin rakam değerinin birbiriyle toplanması gerekir.

[6] Ahmed Badi Efendi, Riyaz-ı Belde-i Edirne, Edirne Valiliği Yayınları, İstanbul, 2000, s. 40; Osman Nuri Peremeci, Edirne Tarihi, İstanbul, 1939, s.59, Rıfat Osman, Tosyavizade, Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu), yay. Ratip Kazancıgil, Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları, Edirne, 1994, s. 51

[7] Rıfat Osman, a.g.e., s. 52.

[8] Zeki Sönmez, a.g.e., s. 31, 67, 83.

[9] Ahmet Badi Efendi, a.g.e., s. 40.

[10] Ahmed Badi Efendi, a.g.e., s.41.

[11] Zeki Sönmez, a.g.e., s. 126, 128, 130, 133, 140. Mimar Sinan’a yazılmış olan bu buyruklar arasında Sinan’ın başmimarlık dönemine rastlayan önemli bir bölümü “Ahmet Refik Altınay tarafından “Türk Mimarları (haz. Zeki Sönmez), İstanbul, 1977”de yayınlanmıştır.

[12] Şerare Yetkin, “Sinan’ın Mimarisinde Çini Süsleme”, Mimar Başı Koca Sinan, Yaşadığı çağ ve Eserleri, İstanbul, 1988, s. 436.

[13] Zeki Sönmez, a.g.e., s. 126, 128, 130, 133, 140.