gototop

Mimar Sinan ve Çocuk

PDFYazdıre-Posta

Caminin yapımının bittiği sabah Mimar Sinan, bütün ustalarını, işçilerini, ırgatlarını avluda topladı.Hepsi de elbirliğiyle gerçekleştirdikleri yapıyı övünçle seyre koyuldular. O sırada, oradan, mahallenin çocuklarından biri geçiyordu. Birçok adamın meraklı meraklı camiye baktığını görünce, o da onlar gibi ellerini arkasına bağlayıp durdu.

Aynı yerde bakmaya başladı. Çocuğu gören Sinan, yanına yaklaştı. “E, sen ne dersin bakalım küçük”, diye sordu. “Camimizi nasıl buldun, güzel olmuş mu?” Çocuk, gözlerini kısarak baktığı minareyi parmağı ile gösterdi “Bak, o minare eğri olmuş dede”, dedi Sinan’a. O ana kadar sesi çıkmayan bütün ustalarla işçiler, “Nasıl olur, parmak kadar çocuk nereden bilirmiş”, diye homurdanmaya başladılar.

Sinan, elini kaldırarak, konuşanları susturdu. Ustalar, “çocuk doğru söyledi”, dedi. Hepsi Sinan’ın yüzüne şaşkınlıkla bakıyordu. Sinan aldırmadı. Kalfalardan birini yanına çağırdı. Kalfaya, palanganın kalın ipini alıp çocuğun gösterdiği minareye çıkmasını söyledi. İpi, üçüncü şerefenin üstünden minareye sıkıca bağlattı.

Ucunu aşağı sarkıtmasını istedi. İpin ucu aşağı ulaşınca adamlarına tutturdu. Şimdi var gücünüzle ipe asılın, dedi. Adamlar, bir anlam veremedikleri bu işi Sinan’ın buyruğu ile yaptılar. Sinan, adamları ipe asılırken küçük çocuğun saçlarını okşayarak sordu: “Nasıl küçük, minarenin eğriliği düzeldi mi dersin?” Çocuk, dikkatle minareye bakıyordu. Adamlar, var güçleriyle ipe asılıyordu. Neden sonra çocuk, “Tamam, şimdi düzeldi”, dedi.

Sinan, adamlarına ipi bırakmalarını söyledi. Çocuk minarenin düzeldiğinden emin olarak yanlarından uzaklaştı. Çocuk gider gitmez kalfalarla ustalar Sinan’ın çevresini aldılar. Yaşlı mimara biraz da kızmışlardı. “Bu nasıl iştir?” diye sordular. “Minarenin dümdüz olduğunu bizim kadar siz de biliyorsunuz. Kendi elinizle ölçüp biçtiğiniz minareyi ne diye iple çektirdiniz bize? Böyle gülünç bir şey görmedik şimdiye dek. Aksakallı koskoca bir mimar bir çocuğun sözüne uyar mı hiç?” Sinan, gülümseyerek, baktı yüzlerine.

“Minarenin doğru olduğundan ben de eminim. İple çekilerek düzeltilemeyeceğini ben de biliyorum. Ama bir çocuğun gözünde bile, Selimiye’nin özürlü sanılmasını istemem. Onun için yaptım bunu. Bundan böyle hiç kimse Selimiye’nin herhangi bir özrü olduğunu söyleyemeyecektir. Yüzyıllar boyunca eksiksiz bir yapı olarak anılacaktır.”

Ustalar o zaman, Sinan’a hak verdiler. Bu bilgece davranışını yaşadıkları sürece, unutmayacaklarını söyleyerek saygıyla elini öpüp kucaklaştılar. Ve hep birlikte oradan uzaklaştılar.